Bugün Chip’de bir başlık gördüm. “Ferrari’yi hiç böyle görmediniz” diyordu o başlıkta. İlgimi çekti, hemen tıklayıp konuyu okudum. Ne yalan söyleyeyim, o resmi görünce üzüldüm biraz. Ama onu Ferrari‘nin yapmadığını düşünüyordum. Konuyu okuyunca işin aslının ne olduğunu anladım ve daha da üzüldüm. Kısaca söylemek gerekirse habere göre, Brunei prensi ailesi için böyle bir araca ihtiyaç duymuş. Bunu Ferrari‘den istemiş ve Ferrari de 1.5 milyon dolar karşılığında bu arabayı yapmayı kabul etmiş.
Bu haberin gerçekliğine bir türlü inanmak istemesem de, doğru olduğunu farz ederek yorumum şöyle; Tüp taktırdığı için müşterisinin parasını ödeyip, Ferrari’sini elinden geri alan, arabanın kasasında değişiklik yapılınca, arabanın üzerindeki Ferrari logosunun çıkartılmasını isteyen Ferrari firması, bütün bunları çizgisini korumak için yapmamış mıydı? Yoksa bu yapılanlardan cebine para girmediği için mi böyle davranmıştı? Ben de sanıyordum ki, Ferrari paradan önce arabalarındaki belirli çizgiyi korumaya çalışır. Yarın biri de çıksa, sayın Ferrari yetkilileri, ben Ferrari minibüs istiyorum, parası neyse veririz derse, Ferrari onu da mı yapacak? Yapar belki. Yapar ve parasını alır, cebine koyar. Ancak, Ferrari denince akıllarda canlanan o çok yükseklerdeki imajını da kaybedecek…
İşte özgün olduğu söylenen Ferrari 456 Venice Station Wagon resimleri:





Yorum zamanı: 19 Eylül 2008 - 19:58
Burda kaçırılan bir nokta var. Ferrari çizgisine göre Ferrari hala çizgisinde. Çünkü bunu yaptıkları kişi Brunei sultanı. Prestij kaybı yok. Tüp taktırmak ve ya kasa değiştirmek prestij kaybıdır (kasa değişikliği her ne kadar sonuç anlamında güzelde olsa ferrari markasının kendi yaptığı bir şey değildir ve bu noktada doğabilecek en ufak bir hatayı bile üstlenmemek için marka sökümü doğru karardır), orjinalite kaybıdır. Ancak değil station vagon bebek arabası bile olsa kendi yaptıktan sonra, dünyada prestij sahibi olan birine yaptıktan sonra mübahtır. Yapılan hareket yanlış değildir bence. Marka olmak böyle bir şey…