Geçen aylarda fark ettim ki, yaklaşık iki buçuk yıldır kullandığım dizüstü bilgisayarımda neredeyse hiç, CD-ROM sürücüsünü kullanmıyorum. Teknik yapısına ve büyüklüğüne baktığımızda ise küçük, şirin dizüstü bilgisayarlarımıza hantal bir görünüm verdiğini de düşünmüyor değilim. Hal böyle olunca benim de aklımda artık bu standardın yok olması, en azından evrimleşerek küçültülmesi gerektiği düşünceleri yer kazanmaya başladı.
Yazının devamı »
Bu sabah televizyonda tesadüfen gördüm. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 1 Ocak 2009 itibariyle tedavüle girecek olan Türk Lirası‘nı tanıttı. Eğer kaçıran ve yeni paralarımızı merak edenler varsa, Merkez Bankası’nın özel olarak hazırladığı Türk Lirası Tanıtım sitesinden ayrıntılı bilgi alabilirler.
Yeni kağıt paralarımız, ön yüzlerinde Atatürk resimlerini, arka yüzlerinde ise tarihimizden ender kişilerin resimlerini taşıyor.
Yeni paralarımızın resimleri;
Yazının devamı »
Blog yazarları toplantılarına devam ediyor. Şimdi de İzmirli yazarlar bir araya gelip hoş vakit geçirme planları yapıyor. Ali Bahşişoğlu‘nun düzenleyiciliğinde (”organizatörlüğünde” kelimesini kullanmamayı yeğliyorum) gerçekleşecek olan buluşmada mümkün olduğunca fazla blog yazarı ile tanışmak istiyorum. Gelebilme imkanı olan herkesi bekliyorum. Buluşma hakkında ayrıntılı ve güncel bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Yazının devamı »
Bugünlerde İzmir‘de yaşayanların ilk gündem maddesi şüphesiz arsenikli su. Yat arsenikli su, kalk arsenikli su… Olayın siyasilerle olan taraflarını kurcalamıyorum, o tarafıyla siyasetçiler ilgilensin. Ben daha çok, günlük yaşamıma olan etkileriyle ilgileniyorum. Zira İzmir’de arsenikli su tartışmaları başladıktan sonra hayat hissedilir derecede değişti.
Yazının devamı »
Bugün Chip’de bir başlık gördüm. “Ferrari’yi hiç böyle görmediniz” diyordu o başlıkta. İlgimi çekti, hemen tıklayıp konuyu okudum. Ne yalan söyleyeyim, o resmi görünce üzüldüm biraz. Ama onu Ferrari‘nin yapmadığını düşünüyordum. Konuyu okuyunca işin aslının ne olduğunu anladım ve daha da üzüldüm. Kısaca söylemek gerekirse habere göre, Brunei prensi ailesi için böyle bir araca ihtiyaç duymuş. Bunu Ferrari‘den istemiş ve Ferrari de 1.5 milyon dolar karşılığında bu arabayı yapmayı kabul etmiş.
Yazının devamı »
14 Eylül tarihli yazımda da belirtmiştim; güzel bir akşam oldu ve o gün çok keyif aldım. Bu kadar kaliteli insan arasında bulunmak ve zaman geçirmek gerçekten çok güzeldi. Ancak bol bol fotoğraf çekme işini pek fazla yapamadım. Çektiğim fotoğraflar çok az sayıda olmuş. Sanırım güzel geçen zaman içinde fotoğraf çekme işi aklıma gelmedi. Çekebildiğim resimler aşağıdakilerle sınırlı kaldı.
Yazının devamı »
Sonunda bu yaz da sokak arası düğünlerinden kurtulduk. Yaz gelince ciddi olarak bu konuya kafamı takıyorum. Sokak arasında düğün olur mu olmaz mı diye. İlk önce kendimi düğün sahiplerinin yerine koyuyorum; mekan bedava ve eve yakın. Ekonomik sorunlar yaşadığımız şu zamanlarda birebir, buna hak veriyorum. Bir de yer sorunundan dolayı yani boş salon bulamadığı için sokak aralarında düğün yapanlar var, buna da lafım yok. Ancak diğer taraftan bakınca işler değişiyor.
Yazının devamı »
Ben bir erkek olarak, kadınların her daim başarısızlığına gönülden inanan, yaptığı herhangi bir işte, herhangi bir erkeğe göre illaki geride kalan veya kalması gereken kişiler olduğunu düşünmüyorum. Arada sırada beni kızdıran kadınlar oluyor tabii ki, ancak bunu ciddi anlamda hiç genellemedim. Genelleyenler ise çevremde oldukça fazla. Ama iş kendini karşıdakinin yerine koymaya gelince orada tökezliyorlar sanki.
Yazının devamı »
Türkçenin doğru kullanımına şahsen mümkün olduğunca dikkat edip, bozuk bir Türkçe kullanmamaya özen gösteriyor olsam da, yakın zamana kadar bu konuyu çevremde pek fazla dillendirmezdim. Sanırım konunun ciddiyetinin farkında değildim. Veyahut bunun sadece çok küçük bir çerçevede kalacağını sanıyordum. Kendim doğru yazmaya ve konuşmaya dikkat edip, sanki tamamen farklı bir Türkçe olan internet Türkçesi! ni ise kavrayıp, anlamaya çalışıyordum. Ne olacak sanki? Böyle yazıversinler!
Yazının devamı »